ç ı ğ ö ş ü â î û
 

İngilizce Türkçe Sözlük
that zam. (çoğ. those) 1. o, şu: Did you see that? Onu gördün mü? This is a verbena and that's a lantana. Bu mineçiçeği, o da ağaçminesi. After that he went to bed. Ondan sonra yatağa girdi. The best yarn is that spun by hand. En iyi iplik elle bükülendir. He's one of those who think that they know everything. Her şeyi bildiğini zannedenlerden biri o. 2. öyle: “Is she clever?” “That she is.” “Zeki mi?” “Öyledir.” 3. ki: I'd like to see the cow that jumped over the moon, please. Ayın üzerinden atlayan ineği görmek istiyorum, lütfen. Are you the man that invented the cotton gin? Çırçırı icat eden adam siz misiniz? s. (çoğ. those) o: Where's that cat? O kedi nerede? I like those houses. O evler hoşuma gidiyor. bağ. ki: He's drunk so much that he can't see straight. O kadar içti ki doğru dürüst göremiyor. She made it clear that she wouldn't come. Gelmeyeceğini açık seçik belirtti. He can come provided that he doesn't make trouble. Mesele çıkartmaması şartıyla gelebilir. I am sorry that you should think so. Böyle düşündüğünüzden dolayı üzgünüm.
That cat has been up to her old tricks. O kedi yine marifetini göstermiş.
That child knows a trick or two. O çocuk ne kurnazdır!

Yazılım: © 2005 - 2018 IngilizceSozluk.gen.tr Tüm hakları saklıdır.
Veri: Büyük Sözlük
Privacy Policy

İngilizce Almanca Sözlük - İngilizce Türkçe Sözlük - Almanca Türkçe Sözlük
Rusça Türkçe Sözlük - Fransızca Türkçe Sözlük